Bu Dünyadan Bir Özdemir Asaf Geçti

Türk Edebiyatı

Özdemir Asaf

Özdemir Asaf, Cumhuriyet Dönemi Türk şairleri arasında farklı bir yeri olan, bir sözcüğe bin anlam yüklemeyi başarabilen, kendinden önceki tüm tekniklere kafa tutan, tutabilen nadir şairlerdendir. Varoluşçu bir kaygıyla yazar ve ikinci tekil kişi “sen”i odak noktasına alır. “Sen” vurgusunu, yergi ögeleri ve ince zekasıyla harmanlayarak yapar.

Doğan Hızlan şunları söyler Özdemir Asaf için: “Eğer şiir aza indirgeme sanatı ise, bunun en iyi örnekleri Özdemir Asaf’ın şiirlerdir… Sanırım ‘kendine özgü’ sözü, onda en derin anlamını, açıklamasını bulur. İkili, dörtlü şiirleri, şiir okurunun belleğine yerleşmiştir. Çünkü onlarda şiir dışında, bir düşünce de gizlidir.” Kendine özgü bir şahsiyet olarak nitelendirilen Asaf, gerçekten de hem yaşamıyla hem sanatıyla kendine özgüdür, bu nedenle de gönüllerde yer edinmiştir. Özdemir Asaf kendisini “Çağdaş Türk Şiiri orkestrasının bir üyesi” olarak tanımlar. Bu orkestrada kendine düşen müzik aletini farklı vuruşlarla çalar ve bu farklı vuruşlardaki “sen” kişisinin gizemi okuyucusunu şiirin içine hapseder.

Ey sokak! Sen bozuk ve çamurlusun.. Seni düzeltmeseler de geçeceğim.
Ey Adam! Sen bozuk ve çamurlusun.. Seni düzeltmeden geçmeyeceğim.

***

Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.

Özdemir Asaf

11 Haziran 1923’te Ankara’da doğar Özdemir Asaf, asıl adıyla Halit Özdemir Arun. Babası Danıştay üyesi Mehmet Asaf’tır, 1930 yılında vefat eder. Aynı yıl İstanbul’a gelirler ve Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmına girer. 1934 yılındaki Soyadı Kanunu’yla ‘Arun’ soyadını alır. 1941 yılında Kabataş Erkek Lisesi’ne bir ara sınavı ile geçip, 1942’de mezun olur. Hukuk Fakültesi’ne iki yıl, İktisat Fakültesi’ne üç yıl devam eder. Ve iki yıl olan Gazetecilik Enstitüsü’nün birinci sınıfını tamamlar. Tanin ve Zaman Gazetelerinde çalışır. Çeviriler yapar. İlk yazısı 1939 yılında Servetifünun-Uyanış dergisinde çıkar. Sanat ve Edebiyat Dergilerinde 1962 yılına kadar çoğunlukla şiir olmak üzere yazı ve çevirileri yayınlanır.

Hukuk Fakültesinde okurken ilk eşi Sabahat Selma Tezakın’a aşık olan Özdemir Asaf’ın, platonik olarak aşık olduğu Mevhibe Meziyet Beyat için kaleme aldığı ünlü Lavinia şiiride bu dönemin ürünüdür. Özdemir Asaf 1946 yılında Sabahat Selma Tezakın ile evlenir ve bir kızları olur. Özdemir Asaf’ın ilk eşi Sabahat Selma Tezakın’a yazdığı ve kızı Seda Arun’un derlediği “Sana Mektuplar” adlı eser 2010 yılında yayınlanır. Bu mektuplardan kalan Özdemir Asaf’ın ilk eşi tarafından terk edildiğidir.

Biliyorum, bugünler de geçecek ve hatıra olacaklar. Neticede kalan tecrübe beni pişirmiş olacak.” Sana Mektuplar

Özdemir Asaf ikinci eşi Yıldız Moran ile 1954’te tanışır. Yıldız Moran alanında akademik eğitim almış ilk kadın fotoğrafçıdır. Eğitim aldığı İngiltere’den döndüğünde yolu, fotoğraflarını kartpostal olarak bastırmak üzere Özdemir Asaf’ın matbaasına düşer. Takvimler 4 Kasım 1954’ü, saat 11.00’i göstermektedir. Asaf ve Moran’ın hikayesi böyle başlar. İkilinin beraberliği, Özdemir Asaf’ın evliliğine ve eşi Sabahat Hanım’ın sitemlerine rağmen devam eder. Asaf ve Moran 1962 yılında evlenirler. Çiftin Gün, Olgun ve Etkin adında üç oğulları olur.

Özdemir Asaf, 28 Ocak 1981 tarihinde 58 yaşında iken akciğer kanseri sonucu yaşamını yitirir. Can Yücel, Asaf’ı defnettikten sonra şairin ‘R’leri söyleyememesine ithafen Cenaze Dönüşü adlı bir şiir yazar. Şiir şöyledir:

“Anlaşıldı bu
R’lerin intikamı
Onlar yuttu Özdemir Asaf’ı.”

Asaf Şiirleri

BİR ADAM

Korku dağlarının yürekçisi,
Ölüm denizlerinin kürekçisi;
Öyle suskun oturuyor şişesinin basında,
İçtiğinin hem hırsızı hem bekçisi,

Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması…
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.

Özdemir Asaf

AKIL GÖZÜ

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.

Özdemir Asaf

BEN DEĞİLDİM

Bir akşamüstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya…
O geçen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun…
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan…
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya…
Bunu bilen ben değildim.

Bir kitap okuyordun dalgın…
İçinde insanlar seviyor ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın…
O ölen ben değildim…

Yorum Yapın