Ergenlik Döneminde Ebeveyn Olmak

Çocuklu Hayat

Ergenlik Döneminde Ebeveyn Olmak

Yetişkinliğe ilk adım evresi olarak tanımlanan ergenlik; cinsiyet hormonlarının zirveye ulaştığı, beyin gelişiminin hızlandığı, kimlik arayışının ön plana çıktığı ve hayatın sorgulanmaya başlandığı bir geçiş dönemi. Bu dönemde en çok zorlanan taraflardan biri ise ebeveynler. Bu yolculuktan kazasız belasız çıkmış iki çocuk sahibi ebeveynler olarak, bu süreçte deneyimlediklerimiz ve yaptığımız hatalardan öğrendiklerimizi yazıya döktük. İşte ergenlik döneminde ebeveyn olmak yazımız!

Teoriyi Aştık, Pratiği Yaşadık: Ergenlik Döneminde Ebeveyn Olmak

Yeni bilimsel çalışmalar, ergenlik kavramının sadece hormonal değişimlerle sınırlı olmayıp, beyindeki nörolojik olgunlaşmanın daha uzun sürdüğünü gösteriyor. MRI’lar üzerinde yapılan geniş ölçekli çalışmaya göre beynin bağlantı ağlarının yeniden düzenlenmesi, karar verme ve duygu kontrolü gibi fonksiyonların olgunlaşması yaklaşık 9–32 yaş arası devam ediyor. Bu, klasik 18 yaş ergenlik sınırının ötesine geçiyor. Ama 20 yaşına geldiklerinde bir şeyler oturmaya başlıyor.

Sürekli Kapalı Oda Kapısı ve Dağınıklık

Ergenlerin en klasik davranışlarından biri, odalarına kapanmak. Bu, yalnız kalma isteklerinin bir göstergesi. Odalarının derli toplu olmasını beklemek ise çoğu zaman imkansız bir hayal. Bu konularda baskıcı ya da ısrarcı davranmayın. Bırakın odalarının kapısı kapalı kalsın, dağınık yaşasınlar. İnsan bazı şeyleri büyüdükçe öğreniyor. Örneğin, evden uzakta bir üniversiteye gittiklerinde, genellikle bir iki hafta içinde derli toplu olmayı öğreniveriyorlar. Sakin olun ve sabırlı davranın; bu durumun zamanla kendiliğinden düzeldiğini göreceksiniz, 4-5 yıl sürse bile…

Ergenlik Döneminde Ebeveyn Olmak

Sürekli Telefon ve Sosyal Medya Kullanımı

Günümüz ergenleri neredeyse 7/24 telefon başında, sosyal medyada vakit geçiriyor. Kaldı ki bu yalnızca ergenlerin değil, çağın genel bir sorunu haline gelmiş durumda. Yapılan araştırmalar, sosyal medyada geçirilen sürenin ve bu platformlara yapılan duygusal yatırımın; düşük uyku kalitesi, düşük özgüven, yüksek kaygı ve depresyon seviyeleriyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Elbette teknolojinin gelişimiyle birlikte internet ve sosyal medya pek çok fayda da sağlıyor. Ancak bu kullanım, bazı durumlarda zarara dönüşebiliyor. Bu noktada farkındalık kazandırmak ve sosyal medya kullanımını sağlıklı bir şekilde sınırlandırmak gerekiyor.

Bunu yaparken baskıcı bir tutum sergilemek yerine, çocuğunuzu teşvik edecek şekilde yönlendirmek önemli. Bir spor ya da sanat dalıyla ilgilenmesi, hobi edinmesi, kitap okuması, araştırma yapmayı öğrenmesi, sosyal sorumluluk projelerine katılması, okul kulüplerinde aktif rol alması veya bir ya da birden fazla yabancı dil öğrenmesi gibi uğraşlar, onu dijital dünyadan bir süreliğine uzaklaştırabilir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, sosyal medyanın çocukların güvenliği üzerindeki olası etkileri. Ergenler, gerçek hayatta karşılaşmayacakları kişilerle sanal ortamda kolayca iletişim kurabilir. Tanımadıkları insanlardan arkadaşlık istekleri alabilir, takipçi sayılarının artmasıyla mutlu olurken, farkında olmadan özel yaşamlarına dair pek çok detayı kötü niyetli kişilerle paylaşabilirler.

Bu nedenle çocuklara; kişisel bilgilerini paylaşmamaları gerektiğini, yabancılarla iletişim kurmanın doğurabileceği riskleri, gizlilik ayarlarını nasıl yapacaklarını ve sosyal medyada neyi paylaşıp neyi paylaşmamaları gerektiğini öğretmemiz büyük önem taşıyor. Ayrıca dijital ayak izlerinin ne olduğunu ve ileride karşılarına çıkabilecek olumsuzlukları önlemek adına bu izleri nasıl doğru yöneteceklerini anlatmamız gerekiyor.

Sigara, Alkol ve Yasaklı Madde Kullanımı

Ergenlik döneminin en tehlikeli yanlarından biri de “merak”, “bir gruba ait olma isteği”, “birden büyüme çabası” ve “özenme” dürtüleri. Bu nedenle çocukları küçük yaşlardan itibaren bu konularda bilinçlendirmek çok önemli.

Onları araştırmaya teşvik edin, doğru bilgiye ulaşmalarını sağlayın. Sigara, alkol ya da benzeri maddelere karşı asla özendirici ya da hoşgörülü olmayın. “Bir kereden bir şey olmaz” gibi cümlelerle göz yummak, ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu tür alışkanlıklar yalnızca fiziksel ve ruhsal sağlıklarını değil, aynı zamanda eğitim hayatlarını da olumsuz etkileyebilir.

Çocuklarınızı bu konularda mutlaka uyarın. Gerekirse bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin. 18 yaşından önce bu tür maddeleri denemelerine kesinlikle izin vermeyin. Arkadaş gruplarını takip edin, kimlerle zaman geçirdiklerini gözlemleyin. Ne yazık ki bu tür alışkanlıkların en büyük tetikleyicilerinden biri, yanlış arkadaş çevreleri.

Çocukla Arkadaş Olmaya Çalışmak

Bir dönem, çocukla arkadaş olmak oldukça popüler bir yaklaşımdı. Ancak hiçbir anne-baba, çocuğunun arkadaşı olamaz; arkadaş rolünü üstlenemez ve onun gibi davranamaz, bu insanın doğasına aykırı. “Çocuğun arkadaşı olmak” düşüncesinin arkasında, bir zamanlar bizim aşırı kuralcı ve baskıcı bir şekilde büyütülmemiz yatıyor olabilir. Bu nedenle, çocuklarımızı bizden daha özgür bireyler olarak yetiştirmek isteyebiliriz. Ama bunu yaparken iyi düşünmeliyiz. Özgürlüğü seviyesizlikle karıştırmamak gerekiyor.

Uzmanlar, etkili ebeveynliğin emir vermek ya da baskı kurmaktan çok yol göstermek ve rol model olmak olduğunu söylese de belki de en önemli nokta çocuğu gerçekten dinleyebilmekte yatıyor. Çünkü ergenlik döneminde çocuklar anlatmaya fazlasıyla meraklı oluyorlar. Ancak günlük yaşamın getirdiği yoğunluk nedeniyle ebeveynler çoğu zaman bu konuda yeterince istekli davranmıyor. Ancak bu dünyaya bir çocuk getiriyorsak, onu dinlemeyi de öğrenmemiz gerekiyor. Zaman yaratmak, ilgimizi ve dikkatimizi ona vermek, sağlıklı iletişimin temeli.

Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışmak

Çocuğunuz artık kendi kararlarını verebilecek yaşta. İyi ya da kötü, kendi seçimlerini yapabilmesi konusunda onu desteklemelisiniz; çünkü tek başına, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesi gerekiyor. Burada önemli olan, yanlış bir karar verdiğinde bile sizin her zaman onun arkasında olacağınızı bilmesi.

İleri derecede kontrol takıntısı olan bir anne olarak bunun çocuklarıma zarar verdiğini gördüm, onlarla büyüdüm ve zorda olsa bu takıntımın üstesinde gelmeyi öğrendim. Denemelisiniz.

Bu, çocuğunuzu tamamen başıboş bırakmanız gerektiği anlamına gelmiyor elbette. Hissettirmeden takip etmek, gözlemlemek ve tedbiri elden bırakmamak son derece önemli.

Çocukların Arkadaş Seçimine Müdahil Olmak

Uzmanlar, “Çocukların arkadaşlık ilişkileriyle ilgili mümkün olduğunca yönlendirme yapılmamalıdır. Çok zorunlu durumlar dışında bu tür müdahaleler, çocuğun kendi özgür kararlarını vermesini engeller.” görüşünde birleşiyor ki bu da oldukça doğru bir yaklaşım.

Bu noktada önemli olan, çocukların arkadaşlarını seçmesine müdahale etmek değil, arkadaşlık ilişkilerini sorgulamayı öğrenmelerine yardımcı olmak. Böylece neyin kendisi için doğru ya da yanlış olduğunu ayırt edebilir, bir sorunla karşılaştığında nasıl çözüm üreteceğini öğrenebilir.

Çocuklara “hayır” demeyi öğretmek, sağlam bir ebeveyn-çocuk ilişkisi kurmak, sevgimizi onlara göstermek, onları dinlemek ve birey olduklarını kabullenmek; onları tehlikeli durumlardan, kötü alışkanlıklardan ve zararlı ilişkilerden korumanın en etkili yolları desek yanlış olmaz sanırım.

Ergenlik dönemi hem çocuklar hem de ebeveynler için büyüme ve dönüşüm süreci. Bu süreçte sabır, anlayış, sevgi ve kararlılık çok önemli. Anne-baba olarak görevimiz; çocuklarımıza baskı kurmadan, ama sınırları da net çizerek rehberlik etmektir. Dinleyen, anlayan, destekleyen bir ebeveyn olmak hem çocuğunuzun sağlıklı gelişimini destekler hem de aranızdaki güveni derinleştirir.

Sanırım, iyi bir ebeveynlik; kusursuz olmak değil, farkında ve ilgili olmakta yatıyor.

Kız Kardeşler Arası Kıskançlık Ergenlik Döneminde Ebeveyn Olmak


Hayat Sorgusu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Hayat hakkında 350 makale
Halkla İlişkiler ve edebiyat eğitimi almış, kitapları, seyahat etmeyi ve araştırıp öğrenmeyi seven bir özel sektör emeklisi.

Yorum Yapın

:)