Ergen Çocuk Sahibi Olmak ve Yapabileceklerimiz

Çocuklu Hayat

Yetişkinliğe ilk adım evresi olarak tanımlanan ergenlik; cinsiyet hormonlarının tavan yaptığı, beyin gelişiminin hızlandığı, kimlik arayışının ön plana çıktığı, hayatın sorgulanmaya başlandığı bir geçiş dönemi. Bu dönemin en zorlanan taraflarından biri ebeveynler. Bu noktada iki ergen çocuk sahibi olarak bizim gözlemlerimiz, araştırıp öğrendiklerimiz ve deneyimlerimiz şöyle; Ergen çocuk sahibi olmak

Ergen Çocuk Sahibi Olmak ve Yapabileceklerimiz

1.) Sürekli Kapalı Oda Kapısı ve Dağınıklık

Ergenlerin en klasik davranışı odasına kapanmak. Bu yalnız kalmak isteminin bir göstergesi. Odasının derli toplu olmasını beklemekte imkansız bir hayal. Bu konularda baskıcı ve ısrarcı davranmayın. Bırakın odasının kapısı kapalı olsun, dağınık yaşasın. İnsan büyüdükçe öğreniyor bazı şeyleri. Mesela evden uzakta bir üniversiteye gittiklerinde 1-2 haftada öğreniveriyorlar derli toplu olmayı. Sakin olun ve bekleyin bir süre sonra bu durumun kendiliğinde düzeldiğini göreceksiniz, 4-5 yıl sürüyor olsa da…

2.) Sürekli Telefon / Sosyal Medya Kullanımı

Zamane ergenleri neredeyse 7/24 telefonda, sosyal ağlarda. Kaldı ki bu sadece ergenlerin sorunu da değil çağın hastalığı desek yanlış olmaz.  Yapılan araştırmalar, 7/24 sosyal medya kullanımı ve buna yapılan duygusal yatırımın gençlerin düşük uyku kalitesi ve düşük öz güven, yüksek endişe ve depresyon seviyeleri ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

Elbette ki teknolojinin gelişmesi ile sosyal medya ve internet kullanımı faydada sağlıyor. Ancak çeşitli nedenler doğrultusunda fayda durumunun zarara dönüştüğü noktada farkındalık kazanmak ve bu kullanımı sınırlandırmak gerekiyor.

Bunu yaparken baskıcı davranmamak, onun bu eğilimini kırmak için yönlendirmek gerekiyor. Bir spor ve/veya sanat dalıyla uğraşması, hobi edinmesi, kitap okuması, araştırma yapmayı öğrenmesi, sosyal sorumluluk projelerine katılması, okul kulüplerinde etkin rol alması, bir veya birkaç yabancı dil öğrenmesi… sosyal medya kullanımından uzak tutacak şeyler.

Burada en dikkat edilesi noktalardan biri, sosyal medyanın ergenlerin güvenliği üzerine etkileri. Gerçek hayatta karşılaşmayacağı tarzda kişilerle sanal ortamda karşılaşıp iletişime geçebiliyorlar. Gerçekte tanışmadığı pek çok arkadaş edinebiliyor, arkadaş/takipçi sayısının artması onları mutlu ederken, günlük yaşamlarındaki pek çok detayı hiç tanımadığı, kötü niyetli olabilecek kişilerle de paylaşmış oluyorlar.

Sosyal medyada kişisel bilgilerini paylaşmaması gerektiğini, yabancı kişilerle iletişim kurmanın yaratabileceği olumsuzlukları, gizlilik ayarlarını nasıl kullanması gerektiğini, paylaşımlarında dikkat etmesi gereken noktaları onlara öğretmemiz gerekiyor.  İlerideki yaşamlarında sıkıntı yaşamamaları için dijital ayak izlerini doğru yönetmelerinin önemini onlarla paylaşmamız gerekli.

3.) Sigara, Alkol ve Yabancı Madde Kullanımı

Bu dönemin en tehlikeli yanlarından biri merak etme, bir gruba ait olma, birden büyüme istemi ve özenmek. Bu nedenle çocukları bu konularda küçük yaşlardan itibaren bilinçlendirmeye çalışmak gerekiyor. Araştırıp öğrenmelerini sağlayın. Sigara, içki vs. kullanımına özendirmeyin, bir kereden bir şey olmaz deyip göz yummayın. Bu tür alışkanlıklar sağlığı açısından kötü olmasıyla birlikte, gençlerin eğitimden uzaklaşmalarının en büyük etkenlerinden biri. Bu konuda çocuklarınızı uyarmaktan, gerekiyorsa uzman desteği almaktan kaçınmayın. 18 yaşından önce denemelerine bile izin vermeyin, takip edin, arkadaş guruplarını gözlemleyin. Bunun en büyük tetikleyicisi yanlış arkadaş guruplarına dahil olmak maalesef.

4.) Çocukla Arkadaş Olmaya Çalışmak

Bir dönem çocukla arkadaş olmak çok modaydı. Hiçbir anne-baba çocuğun arkadaşı olamaz, arkadaşının rolünü üstlenemez, onun gibi davranamaz, davranmamalıdır da… “Çocuğun arkadaşı olmak” düşüncesinin altında yatan ana düşünce bir zamanlar bizlerin aşırı kurallarla ve baskıcı bir tutumla büyütülmemiz yatıyor olabilir. Böyle davranarak çocuklarımızı kendimizden daha özgür yetiştirmeyi düşünüyor olabiliriz.

Uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarına yol gösteren rehberler olması gerektiği konusunda hem fikir. Çocuklarıyla arkadaş olan ebeveynlerin sözlerini dinletemeyecekleri konusunda da uyarıyorlar. Anne- babaların görevi, onlara arkadaş olmak değil, onların çevresi ile arkadaşlık kurabilecek kabiliyetler geliştirmelerine rehber olmak. Etkili anne babalar emir vermezler, baskı uygulamazlar; yol gösterici, rol modeller olmalıdırlar. Belki burada önemli olan çocuğu dinleyebilmek, bu dönemde anlatmaya çok meraklı oluyorlar. Ancak günlük yaşamın getirdiği yoğunluktan ebeveynler bu konuda çok da gönüllü olmuyor. Bu dünyaya çocuk getiriyorsak onu dinlemeyi de öğrenmemiz, zaman yaratmamız gerekiyor.

5.) Ya da Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışmak

Çocuğunuz kendi kararlarını verebilecek kadar büyüdü. İyi ya da kötü kendi kararlarını almak konusunda onu destekleyin, kendi ayakları üstünde tek başına durabilmeyi öğrenmeli. Önemli olan yanlış yaptığında da her zaman onun arkasında duracağınızı bilmesi. Bunun anlamı çocuğunuzu başı boş bırakmak değil tabii ki. Hissettirmemeye çalışarak takip etmek, gözlemlemek ve tedbiri elden bırakmamak önemli.

6.) Çocukların Arkadaş Seçimine Müdahil Olmak

Uzmanlar “Çocukların arkadaşlık ilişkileri ile ilgili mümkün olduğunca yönlendirme yapılmamalıdır. Çok zorunlu durumlar dışında bu tür yönlendirmeler, çocuğun kendi özgür kararlarını vermesini engeller.” diyor. Doğruluğu da kuşku götürmez. Ancak bu konuda çocukların arkadaş seçimine müdahil olmak değil de arkadaşlarını / arkadaşlık ilişkilerini sorgulamayı öğretmek önemli. Bu durumda neyin kendisi için doğru ya da yanlış olduğunu, sorunla karşılaştığında nasıl çözüm üreteceğini bulabilecektir.

Çocuklara “Hayır” demeyi öğretmek, sağlam ebeveyn – çocuk ilişkisi kurmak, sevgimizi onlara göstermek, onları dinlemek, birey olduklarını kabullenmek çocuklarımızı tuzaklara düşmekten, kötü alışkanlıklara yönlenmekten koruyacaktır.

Kardeşler arası kıskançlık sizinde sorununuz mu? Okuyun!

Yorum Yapın

Yorum Yapmak İster misiniz?