Mazide Bir Kadın: Suat Derviş

Türk Edebiyatı

Suat Derviş

Fosforlu Cevriye’yi bilmeyen yoktur, ya yazarı Suat Derviş kaç kişi hatırlar?

Suat Derviş

Suat Derviş, 1903 yılında Hatice Saadet ismiyle İstanbul’da dünyaya gelir, 69 yıllık yaşamına birçok eser sığdırır ve birçok ilke imza atar. Doğum tarihi ile ilgili farklı kaynaklarda 1902 ila 1905 arasında değişen bilgiler vardır. Derviş’in ilk eseri Hezeyan şiiri, 1918’de henüz 15 yaşında iken Alemdar gazetesinde yayınlanır. İlk romanı Kara Kitap basıldığında ise 18 yaşındadır. Öğrenciyken gazeteciliğe başlar, yazmak onun hayatının bir parçasıdır ve bir ömür böyle yoğrulur gider.

Suat Derviş’in yaşamı savaşlarla doludur; parasızlığa, mutsuz evliliklere, var olan düzene, özgürlüğüne sahip çıkma çabası vesaire. Ve tek silahı yazmaktır.

Suat Derviş deyince aklımıza, “Özgürlüğüne sahip çıkan ve sıfatlara direnen bağımsız bir kadın” gelmelidir. Bir toplantıda, zamanın önde gelen politik figürlerinden Reşat Fuat Baraner’in karısı olarak takdim edilince; “Ben yazar Suat Derviş’im. Kimsenin karısı olarak yâd edilemem.” itirazını dile getirir[i].

Suat Derviş 1944 yılında TKP soruşturma ve tutuklamaları kapsamında eşi Fuat Baraner ile birlikte tutuklanır ve sekiz ay tutuklu kalır. Bu dönemde hamiledir ve bebeğini düşürür. Eşi yaklaşık 17 yıl hapis yatar ve 1968 yılında vefat eder. Bu süreçte Suat Derviş gittikçe yalnızlaşır, hayat her geçen gün biraz daha zorlaşır. Yine de yazmaktan vazgeçmez kendi adıyla ya da değil yazmayı sürdürür. 1972’de hastalanır, bir ay kadar hastanede yatar ve 23 Temmuz 1972 Pazar günü yapayalnız, unutulmuş bir kadın olarak yaşama veda eder. Dünya edebiyatında ki birçok çizgi dışı kadın yazar gibi ataerkil düzende yok var sayılır.

Suat Derviş

Hayatı ilklerle doludur; muhabir olarak Avrupa’ya giden ilk kadındır. 1926 yılında İkdam gazetesinde ilk kadın sayfasını hazırlar. Türkiye’nin ilk kadın sendikası olan Devrimci Kadınlar Birliği’nin kuruluşunda yer alır ve başkanı olur. 1921 yılında ilk romanını olan Kara Kitap yayınlanır. Romanın ana teması ölüm ve ölüm korkusudur, Türk edebiyat tarihinin ilk gotik romanı olarak kabul görür. 1957 yılında Ankara Mahpusu romanı Les Editeurs Français Réunis adlı yayınevi tarafından Le Prisonnier d’Ankara adıyla yayınlanır. Fatma Aliye’nin Udi eserinin 1899’da Fransızcaya çevrilmesinden sonra Fransızcaya çevrilen ilk romanlar arasında yerini alır.

Suat Derviş’in Romanları

Suat Derviş’in gazetelerde tefrika edilen çok sayıda romanının bir kısmı basılır, bir kısmı unutulur. Ünlü yazar Behçet Necatigil’e yazdığı bir mektupta, romanları arasında şöyle bir ayrım yaptığı söylenir: “Gazetecilikte yaptığım röportajlar beni hayatın gerçekleriyle karşı karşıya getirdi. Ve asıl sevdiğim romanlarım bu tarihten sonra yazdıklarımdır. En sevdiklerim, İstanbul’un Bir Gecesi, Yalının Gölgeleri, Ankara Mahpusu, Fosforlu Cevriye, Aksaray’dan Bir Perihan’dır.”

Ankara Mahpusu

Romanın ana karakteri Vasfi, toplum dışına itilmiş, yalnız bir kişidir. Tıp öğrencisi olan Vasfi, aynı mahallede oturan Zeynep adlı genç bir kıza aşık olur. Lakin iki gencin karakterleri birbirinden çok farklıdır. Zeynep, para uğruna yaşlı bir adamla evlenir. Akrabalarının namussuz kadın ithamları üzerine deliye dönen Vasfi, kuzeni Nuri’yi öldürür ve hapse girer. Roman hapisten çıkıp, yaşama tutunmaya çalışan Vasfi’nin dramı, geçmişe yönelik pişmanlıkları ve umutları ile bezenmiştir. Umuda ve mutluluğa göz kırpan bir roman, okunmalı…

Aksaray’dan Bir Perihan

Kökleri Osmanlı aristokrasisinden gelen fakat zenginliği gerilerde kalmış, Türkiye’nin yeni düzenine ayak uydurmaya çalışan bir adam Nuri, yükselen burjuva sınıfının temsilcisi eşi Perihan ve özgürlüğünü yakaladığı an köyüne, özüne dönen, kendine özgün bir karakter Gülter. Var olan düzende basamakları hızla tırmanmak için her türlü davranış mubah mıdır?

Suat Derviş’in eserleri: Kara Kitap, Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Hiçbiri, Ahmet Ferdi, Behire’nin Talipleri, Fatma’nın Günahı, Ben mi, Buhran Gecesi, Gönül Gibi, Emine, Hiç, Çılgın Gibi, Fosforlu Cevriye, Ankara Mahpusu, Onları Ben Öldürdüm, Sen Benim Babam Değilsin, Olan Şeylerin Romanı, İstanbul’un Bir Gecesi ve Aksaray’dan Bir Perihan.

[i] Saliha Paker ve Zehra Toska, “Yazan, Yazılan, Silinen ve Yeniden Yazılan Özne: Suat Derviş’in Kimlikleri” Toplumsal Tarih, 39, Mart 1997.  (s.12)

Yorum Yapın

:)