Mutlaka Okunası Virginia Woolf Kitapları

İngiliz Edebiyatı

Dönemindeki kalıpların dışına taşan yaşam ve yazarlık serüveniyle mutlaka okunması gereken, “dünya vatandaşıyım ben” diyerek sınırları yok sayan sıra dışı bir yazar Virginia Woolf.

25 Ocak 1882 tarihinde Londra’da dünyaya gelen Adeline Virginia Stephen (Woolf), modernist ve feminist edebiyatının öncü isimlerinden.

Virginia Woolf

Meraklı, girişken ve eğlenceli bir çocuk olan Virginia, daha küçük yaşlarda ailesinin mizahi yanlarını sergilemek üzere Hyde Park Gate News adlı bir aile gazetesi çıkartır. Bununla birlikte erken yaşlarda yaşadığı travmalar gelecekteki depresif hallerinin temelini oluşturmaya başlar. Üvey kardeşleri George and Gerald Duckworth’un cinsel tacizleri, annesinin ani ölümü ve annesinin ölümünden iki yıl sonra ablası Stella’nın ölümü hayatının dönüm noktalarıdır. Tüm bu kayıplara rağmen King College’taki eğitimine devam eder. 1905’lerde profesyonel olarak yazmaya başlayan Woolf’un ilk romanı Dışa Yolculuk (The Voyage Out) 1915’te yayınlanır.

10 Ağustos 1912’de Leonard Woolf ile evlenir, hiç çocukları olmaz. Kariyerinde hızla ilerler, düzenli olarak üniversitelerde konuşur, kolejlerde ders verir, yazar, yazar… Manik depresif eğilimler gösteren Virginia Woolf üç kere intihar girişiminde bulunur ve 1941’de cepleri taşlarla dolu olarak Ouse nehrinin sularına kendini bırakarak hayatına son verir. Yazarın cansız bedeni üç hafta sonra çocuklar tarafından bulunur. İntihar nedeni olarak öne sürülen savlardan biri; II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın İngiltere’yi işgal etme olasılığı ve Woolf’un Yahudi eşinin tehlikede olma ihtimalidir. En kuvvetli ihtimal ise; Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmediği, yeteneğini kaybettiğini düşünmesidir. Belki de hepsinin içinde birikimidir, eşine yazdığı son mektup duygu yüklüdür:

Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. Yaşadığım o korkunç anlara geri dönemem artık. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum.

Virginia Woolf Kitapları

Virginia Woolf

Kendine Ait Bir Oda / A Room of One’s Own

Bu eserde Woolf toplumsal cinsiyetin etkilerini inceler, parasız ve kendi odalarının olmadığı bir yerde, kadınların yaratıcılıklarını ve dehalarını özgürce sergileyemeyeceğini iddia eder. Virginia Woolf iddiasını örneklendirmek için hayali bir karakter yaratır: Shakespeare’in kız kardeşi. Bu karaktere Shakespeare’inki kadar büyük bir yetenek verir ama bu bir başarı hikayesine dönüşmez. Tam aksine içinde yaşadığı erkek egemen dünyada dehasını ifade edemez. Feminist edebiyatın önemli figürlerinden olan yazarın erkek egemen dünyaya başkaldırışının ve kadının özgürlüğünün ekonomik özgürlükten geçtiğinin altına çizen eseri, okunmalı!

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..”

Kendine Ait Bir Oda’dan Etkileyici 10 Alıntı için burayı tıklayın!

Virginia Woolf

Bayan Dalloway /Mrs. Dalloway

İngiliz yüksek sosyetesinden Clarissa Dalloway’in hayatını, düşüncelerini, seçimlerini ve pişmanlıklarını, I. Dünya Savaşı sonrası İngiltere’nin toplumsal değerleri ve ruhuyla harmanlayarak anlatan bir klasik. Bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı bu romanda okuyucu Mrs. Dollaway’in zihnine ve dünyasına dalarak ister istemez karakterle bir samimiyet kurar ve romanın bir parçası oluverir.

”Dünya kırbacını kaldırmıştı; nereye indirecekti acaba?”

Virginia Woolf

Deniz Feneri / The Lighthouse

5 Mayıs 1927’de yayınlanan Deniz Feneri Virginia Woolf’un en tanınmış kitaplarından biri ve birçok eleştirmen tarafından 20. yüzyılın en etkili İngilizce romanlarından biri olarak kabul ediliyor. Roman, Woolf’un ölmüş ebeveynleri ile çözülmemiş sorunlarını, denize olan tutkusunu ve yaşam, ölüm, kaybetmek üzerine düşüncelerini ortaya koyan yarı otobiyografik bir çalışma. Ramsay ailesinin İskoçya’daki yazlıklarında geçirdikleri birkaç günü anlatan roman, bir kadının yaşamının sıradanlığını ve nedensiz her şeyi kabullenişinin irdeler ve kadının ölümünün bile değersizliğinin altını çiziyor.

“Her şeyi tam zamanında yapmak, ancak yaşamımızın sonlarına doğru öğrenebildiğimiz o küçük erdemlerden biridir.”

Dalgalar / The Waves

Bilinç akışı tekniğinin doruk yaptığı, üç erkek ve üç kadın toplamda altı karakterin çocuklarından yaşlılık dönemlerine kadar yaşamlarının monologlar ve iç sesleri üzerinden anlatıldığı, dış dünyadan kopuk, Woolf’un yaşamı ve ölümü nasıl algıladığını yansıtan gri bir roman. Dalgalar bir metafor, bu yaşamların yapısını kurar, gelgitleri insan yaşamının ve ruhunun ritmini yansıtır.

“Hiçbir şey donuk değil, hiçbir şey durgun değil bu evrende. Hepsi dalgalanıyor, hepsi dans ediyor; hepsi hız ve zafer.”

Orlando

Yazarın diğer eserlerinden farklı olarak fantastik ögeler içeren bu yapıtta sıra dışı bir karakter olan Orlando’nun olağanüstü hikayesini okurken İngiltere tarihinin dönüşümüne tanıklık ederiz. Romanın öne çıkan özelliği, romanın kendisine adandığı tarihsel bir kişilik olan Vita Sackville-West’in hayatının kurgusal bir alegorisi olması ve bu alegorinin fotoğraflarla desteklenmesidir. Nitekim Vita’nın kitapta basılan fotoğrafları ‘Orlando’ olarak etiketlenmiş. Dolayısıyla, roman, birçok kuramcının hemfikir olduğu gibi, her şeyden öte deneysel bir biyografi olarak değerlendirilmeli. Jorge Luis Borges; “Şüphesiz, Virgia Woolf’un en yoğun ve çağımızın en eşsiz eserlerinden biri” diyerek övmüş bu romanı.

“Ölümü her gün ufak dozlarda almazsak yaşamayı beceremeyecek bir yapıda mıyız?”

Perde Arası / Between the Acts

Perde Arası Virginia Woolf’un son eseri. İngiltere’nin bilinmeyen bir kasabasında, II. Dünya Savaşının patlamak üzere olduğu bir zamanda, her yıl düzenlenen geleneksel bir festivalde kasabalılar İngiltere tarihinin önemli anlarından kesitler sunulan bir oyun sergiler. Bu oyun içinde oyun gibidir, Virginia Woolf çoğunlukla savaşla bağlantılı birçok konuya dokunuşta bulunur. Faşizmin yükselişi onun için önemli bir konudur sadece eşi Yahudi olduğu için değil kendisi de Hitler’in İngiltere kara listesinde olduğu için.

Mutfaktan sonra, evin en güzel odası kitaplıktır, hiç değişmez.

 

Virginia Woolf Tüm Eserleri: Dışa Yolculuk (1915), Gece ve Gündüz (1919), Pazartesi ya da Salı (1921), Jacob’un Odası (1922), Mrs. Dalloway (1925), Deniz Feneri (1927), Orlando (1928), Kendine Ait Bir Oda (1929), Londra Manzaraları (1931), Dalgalar (1931), Flush, Bir Köpeğin Romanı (1933), Yıllar (1937), Üç Gine (1938), Perde Arası (1941), Virginia Woolf’un Günlükleri…

Yorum Yapın

:)