Sabahattin Ali: Kısacık Bir Ömür…

Türk Edebiyatı

Sabahattin Ali Eserleri

25 Şubat 1907 tarihinde bugün Bulgaristan sınırlarına dahil olan Eğridere’de doğan yazar, ilköğrenimini Üsküdar, Çanakkale ve Edremit’te tamamlar. Balıkesir Muallim Mektebi’ni bitirmesinin ardından öğretmen olur. Maarif Vekaleti bursuyla 1928’de Almanya’ya gider ve 1930 yılında geri döner. “Memleketten Haber” isimli şiiri Atatürk’e hakaret içerdiği gerekçesi ile hakkında dava açılır ve 1932’nin son günlerinde tutuklanır. 1933’te çıkan bir afla serbest kalan Sabahattin Ali, 1945’te yazdığı yazılar nedeniyle tekrar tutuklanır. 1947’de tekrar serbest kalır. 16 Haziran 1948’de kırsal arazide bir çoban tarafından cesedi bulunur. Kafası taşla ezilerek öldürülmüştür. Çantasından Puşkin romanı ile kendisine yazılmış mektuplar çıkar. Ülkeden kaçmaya çalışırken kendine kılavuzluk yapan Ali Ertekin tarafından 2 Nisan 1948’de öldürüldüğü savı ortaya atılır. Doğruluğu tarihin insafına kalmış durumdadır. Özellikle romanları son yıllarda en çok okunanlar arasında, şiirlerini de okumayı unutmamalı! Sabahattin Ali eserleri

Leylim Ley

Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sür beni

Aldım sazı çıktım gurbet görmeye
Dönüp yare geldim yüzüm sürmeye
Ne lüzum var şuna buna sormaya
Senden ayrı ne hal oldum gör beni

Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni

Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni

Sabahattin Ali eserleri

Sabahattin Ali Eserleri

Sabahattin Ali okurlarına birbirinden özel eserler bırakmıştır. Yazarın kitaplarını son yıllarda moda olduğu için değil onu anlamak için okumak gerekir. “Ben bu dünyaya kitap okumak, aklına esince yazı yazmak, akıllı arkadaşlarla fikir ve lakırdı yapmak için gelmişim” sözleri her şeyi özetler gibidir. Yazarın 3 romanı, 5 öyküsü ve şiirleri mevcut. Romanları; Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan.

İçimizdeki Şeytan

Sabahattin Ali’nin 1940’ta yayınlanan, o dönemin aydınlarını eleştirdiği ve muhteşem insan portreleri ile bezediği, tesadüflerle başlayan bir aşk hikayesi ile renklendirdiği zamana sığmayan eseri; İçimizdeki Şeytan.

“Fakat buna rağmen bu çocukların nasıl olup da başka birine bu derece ehemmiyet vererek bütün kafalarını onunla alakadar edebildiklerini anlamıyordu. Bir insanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri ve korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi?”

Kürk Mantolu Madonna

En sıradan insanın bile bir hikayenin başrol oyuncusu olabileceğini kanıtlayan, ön yargılarımızı alt üst etmeye adanmış bir roman. Bambaşka bir zamanın bambaşka insanlarını anlatan bu roman çok okunanlar arasında olmayı hak etmiyor mu sizce?

“Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki ne kendimiz bu kadar büyük ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.”

Kuyucaklı Yusuf

1903 yılında eşkıyaların bir evi basıp bir karı kocayı öldürmeleriyle başlayıp, bir genç kızın ölümüyle biten bir roman. Bu tür romanlar okuyunca, dünya içerisinde var olmak istemediğimiz bir yere dönüşüveriyor sanki. Yalnızlık, çevrende sana benzer kişilerin olmaması değil, düşündüğün, inandığın, peşinden koştuğun şeyleri benimseyen, destekleyen ya da bir nebzede olsa bunları doğru bulan insanların olmamasıdır. Bu romanlar sessizce şunu fısıldıyor; yalnız değilsiniz… Okumak lazım!

 “İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.”

Yorum Yapın