Berci Kristin Çöp Masalları’nda Kapitalizm ve Yozlaşma

Kitap Analiz

Berci Kristin Çöp Masalları'nda Kapitalizm ve Yozlaşma

Kapitalizm, kişiye bireysel eylemlerde özgürlük ve ayrıcalık tanıyan bir ekonomik kuram olarak tanımlanmaktadır. Kapitalizmin ana prensiplerini serbest piyasa, rekabet, üretkenlik, verimlilik, serbest değişim oluşturmaktadır. Sınırsız özel mülke sahip olmayı hak sayarken, emek-değer ölçütlerini yok sayan bir düzen olarak da bilinmektedir. Kapitalistlere göre bireysel özgürlüğün anlamı ekonomik özgürlüktür. Ekonomik özgürlüğe ulaşıldığında, bireysel özgürlük ile toplumsal özgürlük karşı karşıya kalır. Birinin kazanabilmesi için diğerlerinin kaybetmesi gereklidir. Servetin sahibi olan kitle, mevcut politikayı ve toplumsal yapıyı servet sahibi azınlığın çıkarını sürekli koruyacak bir düzende yapılandırır. Paradigmayı yani değerler dizisi çok küçük bir azınlık tarafından şekillendirince, yoksulluğun pençesine takılan emekçiler/konducular kendi benliklerinden uzaklaşırlar. Berci Kristin Çöp Masalları’nda Kapitalizm ve Yozlaşma

Günlük hayatta sıkça kullandığımız yozlaşma kavramı, aslında olumsuz niteleme içeren bir değer yargısını ifade etmektedir. İnsanlık tarihi kadar eski olan yozlaşma kavramı, İngilizce ‘corruption’ kelimesinden türetilmiş ve bozulma, bozukluk, ahlak bozukluğu, ahlaksızlık anlamlarında kullanılmıştır. Bunun yanı sıra ‘corruption’; çürüme, kokuşmuşluk, baştan çıkarma, rüşvet, para yedirme, para yeme anlamlarına da gelmektedir. Yozlaşma kelimesinin kökünü oluşturan ‘yoz’, bir durum, kişi ya da olaydaki olumsuzluğu belirtmektedir.

Yozlaşma; kapitalizmin işlevselliğini sağlaması, etki alanını genişletebilmesi ve tüm alanlarda sürdürülebilir olması için gerekli zemini yaratmanın yolu olarak tanımlanmaktadır. Kapitalizm yapısı gereği toplumsal değerleri değiştirmekte, dönüştürmekte ve metalaştırmaktadır. Metalaştırma temel unsurdur. Maneviyat, insani değerler, ait olma duygusu, ifadesel güçlükler ve belirsizlikler kapitalizm için başlıca hedeflerdir. Bu bağlamda iki konu ön plana çıkmaktadır: bireysellik ve yeni metalara sahip olma istemi.

Bireysellik, kapitalizmin olmazsa olmazı konumundadır. Çünkü kapitalizm; örgütlülüğün, birliğin, birlikte mücadele etmenin ve örgütlü bir gücün yenilemeyeceğinin farkındadır. Bu nedenle inanç, adalet, eğitim, sevgi gibi değerler metalaştırılmakta ve kapitalizmin vazgeçilmez nimetleri haline getirilmektedir. Bununla birlikte eğlence ise özel ilgi alanıdır, kapitalizm meta haline gelmemiş bir eğlenceyi kabul dahi etmemektedir.

Yazılı kültür ile bireyselleşen insanoğlu kapitalizmin odak noktası haline gelmekte ve bilgiyi öğütemiyorsa yozlaşmanın kurbanı olmaktadır. Yozlaşma sonucunda toplumun sahip olduğu kültürel değerlerde çözülme görülmektedir. Bu, toplumu oluşturan kişiler arasında da çözülmeyi getirmektedir. Zamanla yozlaşmanın yoğunluğu çerçevesinde ortak değerler yok olmaya başlamakta, toplumun yapısında bozulmalar ve ayrışmalar meydana gelmektedir.

Berci Kristin Çöp Masalları’nda saflık ve temizlik simgesi olan, çöp toplayarak hayatını kazanan Berci Kız’ın para karşılığı bedenini satan hayat kadını Kristin’e dönüşmesini, küçük bir gece kondu yeri olan Çiçektepe’nin kumarhane ve gazinolarla dolu bir mekân haline gelmesini, eserde yozlaşmanın simgeleri olarak tespit etmek mümkündür. Bu tespitten de anlaşılacağı üzere değerlerini kaybettiğinde yozlaşma kaçınılmaz hale gelir.

Berci Kız

Berci, kırsal alanda süt sağan kadın anlamında kullanılmaktadır ve saf, temiz anlamlarını da içinde barındırır. Berci Kristin Çöp Masalları’nda ise göç sonrası yer değişimiyle birlikte çöp toplayan ve ayıklayan kızlar için kullanılmaya başlanmıştır:

“Köyde yazıda yaylayan, gece dışarda kalan koyunları sağmaya giden kızlara ‘Berci Kız’ denirdi. Koyunların sütünü toplayıp köye getirmeleri kıymetli bir iş olarak görülürdü. Bir kızın terbiyesi süt toplamaya gidip gelirken ki haliyle tavrıyla ölçülürdü. Bercilik eden kızlar saçları sıvazlanarak ‘Berci Kızım!’ diye sevilirdi. Çiçektepe’de yalnızca çöp ayıklayan, çöp toplayan kızlara bu sıfat layık görüldü. Ancak böyle kızlar ‘Berci kızım!’ diye sevildi, övüldü. Bir kızın Çiçektepe’de terbiyesi çöp toplayıp toplamadığıyla, çöp toplamaya gidip gelirken ki haliyle tavrıyla ölçüldü”.

Gecekondularının en önemli geçim kaynağı çöp olduğundan bu ad çöp toplayan kızlara layık görülür. Berci Kız Çiçektepe’nin dönüşümü ile paralel bir değişim geçirir. Önce köyden gelir tepelerde çöp toplar gelenekleri yaşatmaya çalışır, sonra kapitalizmle tanışır fabrikalara işçi olur sonra kimliğini yitirir bedenini satarak yaşayan Kristin olur.

Çiçektepe’nin Kapitalizmle Tanışması 

Çiçektepelilerin yazılı kültürle tanışması ve yüzleşmesi yeni bir yaşam kurdukları tepeye isim verme çabalarında görülür: “Önce çöpten yamuk yumuk bir tahta parçası çıkardılar. Üstüne kömürle eğri büğrü harfleri yan yana getirip ‘Savaştepe’ yazdılar. Tahtayı topluca götürüp çöp yolunun ağzındaki bir plastik atölyesinin duvarına astılar”.

Çöp Yolu’ndaki sahte deterjan, renkli tozdan meyve suyu, beyazlatmayan çamaşır suyu üreten fabrikalar hızla çoğaldıkça Çiçektepe konduluktan terfi eder ve Çiçektepe’de sanayi kurulur. Kondulara, sahte ürünlerle sahte bolluk gelir ve erkekler artık çöp toplamaktan kurtulur. Çöp toplama görevini kadın ve çocukların sırtına yükleyip fabrikalarda iş bulmaya başlayan erkekler tam olarak ne olduğunu kavrayamasalar da grev, sendika, partileşme, siyaset gibi yeni kavramlarla tanışmaya başlar. Zamanla fabrikaların büyümesi, daha çok para kazandıkça profesyonel yöneticilere teslim edilmesi ve bunun sonucunda da yeni çalışma kuralları ve yeni ödeme yöntemlerinin devreye girmesiyle Çiçektepeli erkekler mutsuzlaşır ve kapitalizmin katı kuralları arasında bocalamaya başlarlar.

Kapitalizmin Çiçektepe üzerindeki etkilerinin görülmeye başlandığı bu süreçte yazılı kültür sözlü kültürün yerini almaya başlar. Ong, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişi, bilginin aklın dışına kaydedilmesiyle birlikte yaşlı bilgelerin gözden düşmesi ve onların yerini yeniliklerin kâşifleri olan genç nesillerin alması olarak açıklar. Çiçektepe’nin gelişiminde önemli bir dönüm noktası olan Muhtarlık Yarış’ının üç şahsiyeti Çöp Bakkal/Muhtar, Naylon Mustafa ve Ciğerci, Ong’un genç nesillerine iyi birer örnek sayılabilir.

Öte yandan Ong; sözlü iletişimin insanları birleştirdiğini, sosyalleştirdiğini belirtir, yazıyı ise bireyin tek başına yaptığı ve asosyalleşmeye neden olan eylemler olarak değerlendirir. Bu da kapitalizmin temel hedefidir; toplulukları bölmek, kişileri bireyselleştirmek. Böyle bakıldığında yazılı kültür ister istemez kapitalizme hizmet eden boyuttadır, bilgi edinmeye başlayan ama bunu öğütemeyen bireyler toplumsal değerlerden uzaklaşır ve yozlaşmanın kurbanı olurlar.

Sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte üç ayrı evrenin olduğundan söz edilebilir. Bu evreler: bilgi kaynağının değişimi, düşünme yapısındaki dönüşüm ve kültürel transformasyon, daha doğru bir deyişle yozlaşmadır. Ong, okuryazar olmayanlar açısından kategorik düşünme tarzının – işlevsiz olan bilginin – önemsiz, sıkıcı ve saçma sapan olduğunu belirtir. Bu açıdan değerlendirildiğinde muhtar adaylarından Ciğerci ve Naylon Mustafa’nın başta büyük ilgi görmelerine rağmen onlara gösterilen ilginin kısa sürmesi şaşırtıcı değildir. Berci Kristin Çöp Masalları’nda Kapitalizm ve Yozlaşma

Margaret Atwood eserleri ilginizi çeker mi?

Yorum Yapın

:)