
Berci Kristin Çöp Masalları, çocukların çöp topladığı, çöp kokusunun yaşama karıştığı; rüzgârda çatısı uçan, yağmurda su basan gecekondularıyla Türkiye’nin değişmeyen yüzünü gözler önüne seren bir yoksulluk hikâyesidir.
Yoksulluğa eşlik eden cehalet, hastalık ve batıl inançlar ise yalnızca maddi değil, insani yoksunluğu da ortaya koyar. Latife Tekin’in masalsı bir dille anlattığı gecekondu mahallesi Çiçektepe; batıl inançların yön verdiği eylemler, büyüler ve masalla gerçeğin iç içe geçtiği hayatlarla dolu, gerçek bir mekândır.
Belki her gün önünden geçtiğimiz, ancak varoluşları üzerine hiç düşünmediğimiz insanlarla dolu bir yerdir burası; yoksulluğun ve yoksunluğun vatanı. Bu romanda bir yandan gecekondu yaşamının zorlukları ve yoksulluk anlatılırken, öte yandan kadınların sonuçsuz varoluş çabaları da görünür kılınır. Karşımıza, yavaş ama kaçınılmaz bir düşüşün hikayesi çıkar.
Berci Kristin Çöp Masalları, Latife Tekin
Berci Kızdan Kristin’e Uzanan Kadınsal Yoksunluk
Köyden kente yeni bir yaşam için göçen konducuların kadınları için değişen hiçbir şey yoktur, toplumun dayattığı cinsiyet rolleri, erkek otoritesi tüm hızıyla devam eder gider yaşamlarında. Seslerini duyurma eylemi cinsellikleri üzerinden şekillenmeye çalışır. Tirintaz Fidan bir semboldür bu anlamda. Kondularda yaşayan diğer kadınlara gece dersleri verir, yalnızca erkeklerin keyif almadığını, kocasıyla yatan kadının da keyif alabileceğini söyler. Kocalar ise eşlerini, Fidan’dan öğrendikleri her kadınlık eylemi için döverler.
Çöp Bakkal’ın karısının, “keyif olan kadınların başlarındaki ağrıların uçtuğunu, böbrek taşlarının bile düştüğünü” söylemesi, cinsel şiddet ve aşağılanma ile karşılık bulur. Kadının her başkaldırısı erkek tarafından cezalandırılır.
Romanın ilerleyen bölümlerinde sinema sevdasına tutulan kadınlar, aşk arayışıyla kocalarının ellerine, ayaklarına kapanırlar ama yine karşılığında dayak yerler:
“Sinemaya koşan kadınların sayısında her geçen gün artış oldu. Filmlerdeki artistlerin sahiden ölmediğini keşfedinceye kadar kadınlar kondu yollarında çok yaş döktü. Yaşlar kuruyunca artist gibi kol bacak açan genç kızlar, başörtü tanımayan kadınlar çıktı. Tirintaz Fidan’ın gece derslerinden sonra keyif isteğine tutulan kadınlar bu defa kocalarının eline ayağına aşk isteğiyle yapıştı. Kahvelerde kumarı yaşayan erkekler, aşksızlıktan hıçkırığa boğulan, gözbebeklerini yana devirip bayılan, tir tir titreyen karılarını dayakla ayılttı.”
Sermayeyi elinde bulunduran erkek otoritesi, kadınların iş hayatına girdikten sonra cinsel kimliklerini ikinci plana atmalarını ister. Çiçektepe erkekleri işten çıkarılırken, yerlerine daha ucuz iş gücü anlamına gelen, evlenmeyecek ve çocuk doğurmayacak kadın işçiler alınır. Ataerkil düzen, kadına çalışma hakkı tanır ancak onu baskı altında tutmaktan vazgeçmez.
Bakkal Ehmail’in, fabrikada çalışmaya başladıktan sonra açılıp saçılan karısını boynuna tel dolayarak öldürmesi, bu baskının uç bir örneğidir. Kadının yükselmesi, erkekle eşitlenmesi, ataerkil düzenin temellerini sarsar ve bu durum ataerkil toplum tarafından kabul edilemez bir tehdit olarak görülür.
Çiçektepe’ye dışarıdan gelen Katır Emel, bu düzenin çöküşünün habercisidir. Emel’in mahallede tutunamayıp gitmesiyle birlikte, Deli Gönül’ün yıldızı yeniden parlar. Dükkan evlerdeki kadınlara özenen delikanlılar, Deli Gönül’e “Kristin” adını takar. Kristin’in sokaklarda dolaşmaya başlamasıyla mahallede gazino oteller açılır, Çiçektepe yavaş yavaş bir fuhuş yuvasına dönüşür. Kadının cinsel obje konumuna indirgenmesi ve değersizleştirilmesi bu dönüşümle somut bir şekilde görünür hale gelir.
Sonuç olarak, Çiçektepe; kurulan gecekonduların zabıta tarafından yıkıldığı, yeniden yapılıp tekrar yıkıldığı, egemen otoritenin rahatça at koşturduğu bir mekândır. Bu döngü içinde kadınlar da sürekli başkaldırır; her defasında cezalandırılsalar da vazgeçmezler. Ancak sonuç değişmez: Tıpkı Çiçektepe’nin bir fuhuş yuvasına dönüşmesi gibi, bu kadınlar da mücadelelerinin sonunda kaybeden olurlar.
Bu da gösteriyor ki kadın, erkek egemen bir dünyada özne olamaz; erkeğin isteklerine ve kendisine biçilen toplumsal role tutunmak zorunda bırakılan bir nesne hâline gelir.
Kaynakça
Tekin, Latife. Berci Kristin Çöp Masalları. İstanbul: Adam Yayınları, 1986
Hayat Sorgusu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum Yapın