Apartman, Sabahattin Ali

apartman hikayesi

Sabahattin Ali, toplumsal gerçekçi bir yazardır, bunu didaktik bir yaklaşımla yapmaz, okuyucusunu olaylarla yüzleştirmeyi seçer. Cevdet Kudret Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman III adlı çalışmasında bu konuya şöyle değinir: “Hikayelerde anlatılan olaylar, genellikle, kişiler arasında ayrıcalıklı olaylara ve ekonomik nedenlere dayanır. Ne var ki, bunlar, bir makale gibi açıkça söylenmez, sadece olaylar sergilenir, nedenlerin bulunması okuyucunun anlayışına bırakılır[1]. Apartman hikayesi bu çerçevede yazılmış, odağına ezen ezilen çatışmasını alarak bir babanın çaresizliğini, çaresizliğin getirdiği mutlak sonu ve bu mutlak sonun çıkardığı naif sesi duyurmaya çalışan bir anlatıdır. Yazar ezen ezilen çatışmasında okuyucunun ezilene acımasını, ezilenin yanında olmasını sağlayacak anlatım teknikleri kullanır.

Apartman Hikayesi

Bunu öncelikle yazarın kullandığı dilde, kelime seçimleri ve sembollerde görürüz. Sabahattin Ali sade bir dil, yalın bir anlatım ve klasik hikâye biçimini koruyarak nasıl değil, neyi anlatması gerektiğinin peşinde koşar. O’nun dilinin yabancı kelimelere ve söz sanatlarına kapalı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kelime seçimi hikayenin konu, kişi, mekan vb. içeriği ile uyum içindedir. Cümleleri kısa ve kolay anlaşılır, daha doğrusu hissedilebilir bir tondadır. Hikayede kullandığı çatı, küfe, uşak gibi semboller ezenin acımasızlığını simgeler niteliktedir.  Yazarın kelime seçimleri ve sembol kullanımının yanı sıra başvurduğu en etkili yöntem ise anlatıcının hikayeyi çatıdaki babanın gözünden anlatmasıdır. Ramazan Korkmaz, Sabahattin Ali İnsan ve Eser adlı kitabında babanın durumunu şöyle özetler: “…İnşaat işçisi olan kahraman, babalık şefkatiyle oğlunun küfe ve uşakla verdiği mücadeleyi yalnızca gözlemlemektedir. İşten atılma korkusuyla olaya müdahale edemez. Oğlu az sonra küfesiyle yere yuvarlanıp şişeleri kırınca uşaktan dayak yer ve ücreti olan beş kuruşu alamaz. Babanın kalbi buna daha fazla dayanamaz ve geçirdiği bir kriz sonucu çatıdan düşerek ölür.[2]  Hikaye, kahraman-anlatıcının oğlunu gördüğü andan itibaren yaşadıkları, gözlemleri, duygu ve düşünceleri üzerine kurgulanmış belgesel bir nitelik taşır, sosyal adaletsizlik sorunu tüm çıplaklığıyla ortaya serilir, yorum yapılmaz. Böylece bütün hikâyeyi çatıdaki babanın gözünden okuyup izleyen okuyucu, sonunda çatıdaki adamın seyirci kaldıkları yüzünden ölümünü, mal sahibinin ise acımasızlığını, umursamazlığını açık biçimde görerek pozisyonunu alır.

Sabahattin Ali, siyah beyaz karakterler aracılığı ile ezen ezilen çatışmasını örneklediği “Apartman” hikayesinde kullandığı anlatım teknikleri ile okurun ezilenin tarafında olmasını sağlamayı amaçlar. Toplumcu gerçekçi sanat anlayışı için sanatın işlevselliği ve verdiği mesaj birincil önem taşır. Marksist bir dünya görüşü ve toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışı ile eserler üreten Sabahattin Ali pek çok hikayesini ezen ezilen kutuplaşması üzerine kurmuş ve okura sistemin acımasızlığını göstermeye çalışmıştır.

Kaynakça

Ali, Sabahattin. Apartman, Bütün Öyküler I. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1997

[1] Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman III (İstanbul: İnkilap Kitapevi, 1990),

[2] Ramazan Korkmaz, Sabahattin Ali İnsan ve Eser (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1997),

Sabahattin Ali eserleri ilginizi çeker mi?


Hayat Sorgusu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Hayat hakkında 300 makale
Halkla İlişkiler ve edebiyat eğitimi almış, kitapları, seyahat etmeyi ve araştırıp öğrenmeyi seven bir özel sektör emeklisi.

Yorum Yapın

:)